Sovyetler Türkiye'den toprak istedi mi ?

Professional

Global Mod
Global Mod
Sovyetler Türkiye’den Toprak İstedi mi? "Evet, ama biraz espriyle!"

Merhaba forumdaşlar! Bugün biraz tarih, biraz eğlence, biraz da neşeli bir "ne olacaktı ki?" sorusuyla karşınızdayım. Konumuz, Sovyetler Birliği’nin Türkiye’den toprak talep edip etmediği. Sadece bir dakika, “Toprak talep etmek mi?” diyorsunuz, değil mi? Evet, tahmin edin, çok ilginç bir konu. Ama hep birlikte biraz tarihsel gerçekleri, biraz da kurmaca mizahi bir bakış açısıyla sorgulayacağız. Hazır mısınız?

Sovyetler Birliği'nin "Savaşçılar" Toprağa Elde Etmek İçin Ne Dedi?

Öncelikle durumu netleştirelim: Evet, Sovyetler Birliği, Türkiye’den toprak istemiştir. Ama! Evet, ama… bu işin içinde biraz da soğuk savaş, ideolojik savaşı, diplomatik rüzgarlar, ve tabii ki o zamanlar güreş alanında herkesin "Rus" takımıyla bir rakip olup olmadığı merakı da var. Hadi gelin, bunu biraz şıpsevdi şekilde inceleyelim.

Sovyetler, 1921'deki Moskova Antlaşması ile Türkiye'nin Kars, Ardahan, Batum gibi bölgelerinin Sovyetler’e ait olduğuna dair bir şeyler yazmışlardı. Ama bir süre sonra, "Yani, biz aslında şunları da istesek mi?" moduna girip, Sovyetlerin bu toprakları talep etmeye başlaması çok normal. Hani 2. Dünya Savaşı bitti, her yerde yeni sınırlar çiziliyordu; peki biz Türkiye’yi unutursak olmaz, değil mi?

Kadınlar, bu konuda "Ama o topraklar, insanlara neler ifade eder? Aramızda ilişkilerimiz, kültürel bağlarımız, ekmeğimizi paylaştığımız topraklar…" diye düşünürken, erkekler ise biraz daha stratejik düşünüp, "Yahu, Sovyetlerin dediği kadar var, ama bu işin sonunda kimse kâr etmez. Biz o toprağı bırakmayız!" gibi düşüncelere kapılıyorlardı. Durum böyle olunca da Türkiye, "Biz o toprakları ne olursa olsun vermeyiz" diyerek Sovyetlere net bir şekilde "Hayır, teşekkür ederiz" dedi. Yani, bu biraz da "Bu topraklar benim, senin değil!" modunda bir diplomatik savaş gibiydi.

Toprak mı, Miğfer mi? Sovyetler Ne İstedi?

Bu toprak talepleri, daha çok bir heves gibiydi. Yani, "Sovyetler çok büyük bir aile, herkesle arkadaş olmak istiyor" diyebiliriz. Hatta bazen kendilerini o kadar geniş bir aile gibi hissetmişlerdi ki, "Hadi canım, bir de şurayı eklesek, bir de şuraya uzansak" diye düşünmüşlerdi. Ama tabii Türkiye de kendi sınırlarını koruma konusunda çok sağlam durdu. Hani bir yere kadar dost olabilirsin, ama evdeki pasta payı büyük olduğu zaman, "Hayır, burada hiç kimseyi istemiyorum" dedik.

Erkeklerin mantığına göre, Sovyetlerin bu hareketi aslında biraz "Biz buradayız ve her şeyde payımız olmalı" gibi bir şeydi. Sovyetlerin "büyük düşünme" stratejisi, Türkiye'nin stratejik aklı tarafından ciddi bir şekilde engellenmişti. Hani, "Bu kadar rahat bir şekilde bizim topraklarımızda nereye kadar giderler, bakalım?" demişti. Kadınlar ise, "Biraz da anlayışlı olalım, hani belki kültürel bağlar var, belki de onların da bir ihtiyacı vardı," diye düşünüp, olayın insani yönünü de göz önünde bulundurmuşlardı.

Ancak sonuçta, Sovyetlerin bu talepleri sadece diplomatik olarak kalmıştı. Yani toprak istemekle, gerçekten bu toprakların sahibi olmak çok farklı şeylerdi!

Bir Şey Var ki, O Da Savaşlar Sonrası Yükselen Tansiyon!

Şimdi biraz da mizahi bir gözle bakalım. Sovyetler Birliği'nin Türkiye'den toprak talep etmesi, aslında savaş sonrası gerginliklerin ve küresel güçlerin egemenlik kurma hırslarının bir yansımasıydı. Ama Sovyetlerin bu toprakları gerçekten talep etmesinin ardında ne vardı?

Erkekler, bu durumu "Güç oyunu!" diye özetleyeceklerdi. Sonuçta, Sovyetler bir güç gösterisi yapmak istiyorlardı. Ve tabii ki o sırada Türkiye, Soğuk Savaş’ın en büyük "rakiplerinden" biriydi. Ama kadınlar için durum biraz farklıydı. Bir kadın bakış açısından, "Sovyetler istemiş olabilir, ama o topraklar çok değerli. Onlar yalnızca coğrafya değil, aynı zamanda geçmişin, anıların, halkların tarihiydi." Bunu söyledikten sonra, kadınlar aslında tüm bu toprak talebini duygusal bir bağla, karşılıklı saygıyla değerlendirirlerdi.

Buna karşın, erkekler, “Vay be, adamlar toprak istemiş, hadi bakalım ne çıkacak? Bir de onlara ‘Hayır’ diyelim bakalım nasıl sonuçlanacak” gibi pratik bir çözüm geliştirmişti.

Sovyetlerden Bir Takım Oyuncuları: "Bunu Yapmak İçin İyi Bir Zaman mıydı?"

Şimdi de eğlenceli kısmı: Sovyetler Birliği'nin toprak istemesi ne kadar mantıklıydı? Eğer biz biraz da modern günümüze bakarsak, Sovyetler’in o dönem Türkiye’den toprak istemesinin gerçekten "stratejik bir hareket" olup olmadığını sorgulamak gerek. Hadi bakalım, bir Sovyet düşünün. Bir tane futbol maçına katılıyor. Rakip Türkiye! Türkiye kazandı, Ruslar hâlâ toprak istiyor. Ama o an, "Hayır, biz burada toprak istiyoruz" dediklerinde, maçı kaybetmiş olacaklarını anlayamıyorlar.

Kadınlar, Sovyetlerin bu kadar "aç gözlü" olmasının aslında tüm ilişkilerde olduğu gibi "Kavga yok, barış var" şeklinde değerlendirebilirlerdi. Savaşmak yerine bir "anlaşma yoluyla" bu işin içinden çıkılamaz mıydı? Tabii, erkekler devreye girip, “Bence bu stratejik hamle, ne kadar dert etsek de aslında doğru bir hareketti!” diyordu. Kim bilir, belki de haklılar.

Olay Bitti, Peki Biz Ne Düşünüyoruz?

Sonuçta, Sovyetler'in toprak talebi de, bence bir arka planda "diplomatik oyun" olarak kalmış. Ama forumdaşlar, siz ne düşünüyorsunuz? Sovyetlerin Türkiye’den toprak istemesinin mantıklı bir strateji olduğunu düşünüyor musunuz? Erkekler olarak bu durumu "çözüm odaklı" mı değerlendirdiniz, yoksa kadınlar gibi "duygusal bir bağ" kurarak mı düşündünüz? Yorumlarınızı merakla bekliyorum, hadi bakalım, tartışalım!